Turkey  United Kindom  WhatsAppÇocuk SağlığıE-SONUÇ
Hastane Randevu  Doktorlarımız Cevaplıyor  Hastane Bilgi

Özel Yalova Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fahrettin Acar, bu mevsimde sık sık karşılaştığımız alerjik konjoktivitler ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verdi.

fahrettin acar Atopi (Alerjiye Yatkınlık) Nedir? : Bazı çevresel ajanlara maruz kalındıktan sonra aşırı hassasiyet reaksiyonu geliştirmeye yatkın olmaktır. Bu durum astım, egzama, rinit (saman nezlesi) ya da konjonktivit (alerjik göz nezlesi) şeklinde kendini gösterebilir.

Alerjik konjonktivitler tip 1 ve tip 4 aşırı duyarlılık reaksiyonlarına bağlı olarak gelişebilir. Çoğunlukla sebep tip 1 reaksiyondur. Bu reaksiyon şekillerinden biraz bahsedecek olursak eğer;

Tip 1 reaksiyon, alerjen madde ile daha önceden hiç karşılaşmış olmayı gerektirmeyen, atopik bireylerde ani gelişen ve hızlı ilerleyen aşırı reaktif bir durumdur. Maruz kalınan fazla miktarlardaki alerjen madde vücutta, Ig E dediğimiz antikorların aşırı miktarda salınmasına yol açar. Bu salınan Ig E antikorları da alerjik reaksiyonda kilit rol oynayan ve vücudun alerjik cevaplardan esas sorumlu hücreleri olan ‘’must’’ hücrelerini uyarır. Uyarılmış bu must hücreleri de alerjik reaksiyonu başlatan ve hastaya rahatsızlık veren bütün şikâyetlerden sorumlu olan ‘’histamin’’ maddesini salgılar. İşte bu şekilde alerjik reaksiyon başlamış olur.

Tip 4 reaksiyon ise tip 1’ den farklı olarak alerjik madde ile daha önceden karşılaşmış olmayı gerektirir. Böylece vücut, daha önceden tanıdığı ve hafızasına aldığı alerjen madde ile her karşılaştığında reaksiyon geliştirir. Tip 1 reaksiyonda ilk defa karşılaşılan alerjik maddeye yoğun bir maruziyet gerekirken, tip 4 reaksiyonda çok az miktarlardaki maruziyet bile alerjik reaksiyonu başlatmaya yetmektedir. Yine tip 1 reaksiyonda alerjik madde ile her karşılaşmada reaksiyon oluşamayabilmek de ya da çok hafif reaksiyon oluşabilmekte iken, tip 4 reaksiyonda ise alerjen madde ile her karşılaşmada reaksiyonun meydana gelmesi kaçınılmazdır. Bu yüzden tedavisi ve baskı altına alınması daha zor ve meşakkatlidir.

Alerjik konjonktivitler de kendi aralarında alt gruplara ayrılmaktadır. Şimdi bunları tek tek ve kısa kısa ele almaya çalışalım.

1- AKUT ALERJİK KONJONKTİVİT

Genellikle polen gibi çevresel alerjenlere, aşırı maruziyet sonrası gelişen, tip 1 reaksiyondur. Sıklıkla bahar ve yaz aylarında ve çoğunlukla dışarıda oynayan çocuklarda görülür.

BULGULAR: Tipik olarak ani başlayan kızarıklık, kaşıntı ve gözlerde sulanma ile kendini gösterir. Göz akında belirgin şişlik ve damarlanma artışı görülür.

TEDAVİ: Genellikle ilaç tedavisi gerektirmez. Çoğunlukla soğuk uygulama ve alerjik ortamdan uzaklaşma yeterli olmaktadır.

2- MEVSİMSEL VE UZUN SÜRELİ KONJONKTİVİT

Akut alerjik konjonktivitlerden farklı olarak tüm yıl boyunca belli bir yoğunlukta devam eder. Fakat bahar ve yaz aylarında daha ağır seyretme eğilimindedir. Etkenler, yaşanılan coğrafik alana göre değişmekle birlikte en sık ağaç, çiçek polenleri ve kuru otlardır. Sonbahar aylarında ise etkenler değişmekte ve yerlerini, ev tozları, akarlar, evcil hayvan kepekleri ve mantarlara bırakmaktadır.

BULGULAR: Ataklar halinde seyreder. Akut konjonktivitler gibi şiddetli ve hızlı bir başlangıç olmaz. Genellikle hafif orta şiddette fakat rahatsız edici olabilen kızarıklık, kaşıntı, gözlerde sulanma meydana gelir. Tabloya hapşırma ve burun akıntısı da eşlik edebilir.

TEDAVİ: Bulguların ağırlığına göre değişiklik gösterir. Hafif olgularda suni gözyaşı damlaları ve soğuk uygulama yeterli olabilmektedir. Orta şiddetteki durumlarda vücuttaki must hücrelerinin aktivitesini baskılayan must hücre stabilizatörü damlaları kullanılır. Yine must hücrelerinden salgılanan ve alerjik yanıttan sorumlu olan histamin maddesini baskılayan antihistaminik damlalar verilebilir. Veya antihistaminik ve must hücre stabilizatörü damlaları birlikte kullanılabilir. Bunların yeterli olmadığı daha ağır olgularda ise steroid (kortizon) içeren damlalar kullanılır.

3- VERNAL KERATOKONJONKTİVİT

Hem tip 1 hem de tip 4 aşırı duyarlılık reaksiyonlarının birlikte rol aldığı daha ciddi bir durumdur. Genellikle 5 yaş üzerinde görülür. Hastalık % 95 olguda gençlik yıllarında hafifler. Hastaların çoğunda (yaklaşık %90) egzama ve astım gibi alerjik hastalıklar ve aile öyküsü vardır. Hastalık tüm yıl boyunca görülmekle birlikte geç bahar ve yaz ayları en şiddetli olduğu zamanlardır.

BULGULAR: Diğer alerjik konjonktivitlere benzemekle birlikte daha şiddetlidir. Gözlerde sulanma, kaşıntı, sanki kum kaçmış gibi yabancı cisim hissi, göz kırpmada artış ve lastik gibi uzayan koyu kıvamlı şeffaf bir göz salgısı görülür. Bu hastaların üst göz kapaklarının iç yüzeyi dev papiller reaksiyon dediğimiz büyük boyutlara ulaşabilen kabarcıklar ile kaplanır. Gerek bu kabarcıkların mekanik etkisi sonucu gerekse de aşırı salgılanan alerjik salgılar sebebi ile bu hastalarda kornea yüzeyi hasarlanabilir. Kornea gözün ön tarafında, saat camı gibi saydam olan ve görme işlevinde rol oynayan önemli bir tabakadır. Bu tabakanın bozulması ya da alerjiyle birlikte üzerine binen bir bakteriyel enfeksiyon sonucu hasarlanması görmenin de bozulmasına yol açacaktır. Yine aşırı kaşıntı ve papillaların mekanik etkisine bağlı olarak, keratokonus gibi ilerleyici ve geri dönüşsüz hasar bırakan korneal hastalıklar gelişebilir.

TEDAVİ: Tedavi konjonktivitin şiddetine göre basamak şeklinde ilerler. Başlangıçta ve hafif olgularda antihistaminik ve must hücre stabilizatörü damlaları kullanılır. Yine suni gözyaşı damlaları da tedaviye eklenebilir. Daha ağır olgularda ve akut alevlenmelerde steroid (kortizon) içeren damlalardan faydalanılır.

Tedaviye uyum göstermeyen daha ağır ve dev papillaların olduğu hastalarda göz kapağının iç yüzeyine steroid (kortizon) enjeksiyonu yapılabilir.

Steroidlere yanıt vermeyen daha ağır olgularda ya da uzun süreli steroid kullanımının olası yan etkilerinden (katarakt, göz tansiyonu gibi) korunmak için immün (bağışık yanıt) düzenleyici damlalar kullanılır. Bunların yanında aşırı yoğun göz salgılarının sebep olabileceği yüzeyel plaklardan korunmak ya da oluşan plakları eritmek için ilaçlar kullanılır. (asetilsistein gibi)

Tüm bunların yanında esas tedavinin önleyici ve koruyucu tedbirler olduğu unutulmamalı ve alerjik ortamlardan olabildiğince kaçınılmalıdır.

Özel Yalova Hastanesi

Sosyal Medya Hesaplarımız